13 Mayıs 2016 Cuma

EY ÖZ HÜRLÜK...!
















Günümüz dünyasında barış; çatışmasızlık olarak anlaşılıyor, maalesef. 

Barış'ın anlaşıldığı yada hissedildiği tek durum olarak da ateşkes isimli bir kavram var. Ateşkes de bir takım yaptırımlar ve baskıların neticesinde ortaya çıkan zorunluluk olarak görünüyor şu halde. 
Günümüz dünyasında haklılığını ispatlayamamanın neticesi olarak, güçlünün ateşkes şartlarına uymak zorunda olmak gibi bir durum var -ki bu da barış değilidir zaten.-
İşte bu ateşkesin adına yeni insan "barış" diyor yada bunu barış zannediyor. 
Kavram olarak barışın, zihinlerde oluşan resminde bile savaş kapıda bekliyor. 
Özetlersek, yeni insan, "barış"ı savaşın tersi olarak anlıyor ve niteliyor.
Savaşları meşrulaştıran ise küresel güçlerin küresel hukuku... !!!

… Yaşamını komünist rejimin hâkim olduğu bir yerde geçirmiş bir insan olarak, size şunu kesin olarak söyleyebilirim: Ortak hukuk ölçüsü olmayan bir toplum korkunç bir toplumdur. Ama yegâne ahlâkî dayanağı yasalardan ibaret olan bir toplum da insanoğluna layık bir toplum değildir. Yasaların üzerine inşa edilen, daha iyisini amaçlamayan bir toplum, insanoğlunun hakikî kapasitesini değerlendiremiyor demektir… Yasaların haklı bulduğu bir insandan daha başka bir şeyler talep edilemez. Yasaların onayladığı haklılığı kimse sorgulayamaz. Kimse kimseden yasal haklarından ödün vermesini isteyemez, insaf telkin edemez. Yasal haklardan isteyerek vazgeçmek, fedakârlık, kendi çıkarlarını düşünmemek en basitinden saçma görünür. Gönüllü özveriye hemen hiç rastlanmaz… Yeni bir enerji türünün kullanılmasını önlemek üzere lisans haklarını satın alan bir petrol şirketi yasal olarak suçsuzdur. Ürünün raf ömrünü uzatmak için içine zehir katan gıda üreticisi de yasal olarak suçsuzdur, çünkü insanlar söz konusu ürünü satın alıp almamakta özgürdürler… Günümüz Batı toplumunda iyilik yapmak özgürlüğünün kötülük yapmak özgürlüğü ile bir olduğu bir durum sergilenmektedir… Dediğim gibi, hal böyle olunca özgürlüklerin kötülük lehine bükülmesi kaçınılmazdır… (Aleksandr Soljenitsin, Söyleşiler)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder