“Hızlı konuştuğumuz için anlıyoruz birbirimizi” demişti Paul Valéry.
Günlük hayatta iletişimin en sorunlu taraflarından biri; kişiler arasında aynı kavramlara farklı manalar verilmesidir. Bazen anlamasak da, işittiğimiz cümleyi anlamlandırmak zorunda kalabiliyoruz. Anla-MIŞ gibi yaparken, yanlış anlayarak bir felakete sebep olabiliyoruz.
İletişimin temel esaslarından olan "dinleme" maalesef gözle yapılmaya çalışılıyor. Böyle durumda pek süslü cümlelerimiz bile özensiz kıyafetimizin kurbanı olabiliyor.
Ağırlığı kulakta olması gereken bir iletişim biçiminde göze ağırlık verildiğinde, susmanın, iletişimdeki önemi de sıfırlanmış oluyor. Bazen konuştuklarımızın belirginleşmesi için o cümleden sonra sessiz kalırız. Tıpkı bir müzik parçasındaki notalar arasında verilen boşluklar gibi... Eğer o boşluklar olmasa eser meydana gelmeyecektir. İşte müzikte olduğu gibi iletişimdeki boşluklar da kendisinden önceki cümleyi önemli kılar.
Ona doğru yürümek bazen mümkün olmayabilir. Güneşe mesela...
Ama o yöne doğru yürümek pekala mümkün!
Günlük hayatta iletişimin en sorunlu taraflarından biri; kişiler arasında aynı kavramlara farklı manalar verilmesidir. Bazen anlamasak da, işittiğimiz cümleyi anlamlandırmak zorunda kalabiliyoruz. Anla-MIŞ gibi yaparken, yanlış anlayarak bir felakete sebep olabiliyoruz. İletişimin temel esaslarından olan "dinleme" maalesef gözle yapılmaya çalışılıyor. Böyle durumda pek süslü cümlelerimiz bile özensiz kıyafetimizin kurbanı olabiliyor.
Ağırlığı kulakta olması gereken bir iletişim biçiminde göze ağırlık verildiğinde, susmanın, iletişimdeki önemi de sıfırlanmış oluyor. Bazen konuştuklarımızın belirginleşmesi için o cümleden sonra sessiz kalırız. Tıpkı bir müzik parçasındaki notalar arasında verilen boşluklar gibi... Eğer o boşluklar olmasa eser meydana gelmeyecektir. İşte müzikte olduğu gibi iletişimdeki boşluklar da kendisinden önceki cümleyi önemli kılar.
Ona doğru yürümek bazen mümkün olmayabilir. Güneşe mesela...
Ama o yöne doğru yürümek pekala mümkün!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder