"Kuşları vurmasınlar..." diyordu bir şair. Sırf şair olduğu için rüya gibi cümleler kurmak zorunda olduğundan söylemiyordu bunu. İçinden geçen bulutları durdurmak, gökyüzünü kendi yüzü kılmak zorunda olduğundan... İnsanoğlunun ele geçiremediği şeyler adına konuşmak istiyordu. Susmamak...
Kuşların kanat seslerinden değil de, kuşları vurduğunda silahtan çıkan mermi sesini seven insanlara kızıyordu, tüm şair yanıyla... Kimse gökyüzünü ele geçiremeyecek diyordu. Kelimeleri bir kuşun kanat çırpışını andırıyordu adeta. "Kimse kendini ele geçirmek için uğraş vermiyor" diye kızıyordu daima.
Şairdi ama bazen kızardı. "Sessizlik sesim olsun" dediğini duyanlar olurdu. Sık sık yutkunur, sık sık su içerdi.
"Hiç kaybetmemiş olanlar kazandıklarını asla anlayamazlar" der, arkasından eklerdi: "İnsan, doğduğunu hiç bir zaman anlayamayacak!"
İnsan, kaybetmemek için yaşadığı müddetçe kazançlarını fark edemezdi.
Bir keresinde ona, "kuşları kazandığımızı nasıl anlayacağız" diye sorduklarında;
"İzleyerek..." diye cevap vermiş ardından yutkunmuş ve devam etmiş; "Ama vurmak için değil"
Ne için izlenmesi gerektiğini söylemeyerek, sözü yarım bırakarak susmuş. Susuş o susuş.
Şairler yarım konuşur, söylemek istedikleri şeyleri sadece böyle anlatmayı bildiklerinden. Yoksa konuşmaya başlasalar, susmazlar.
"Hapishaneler ne zamandan beri var, biliyor musun?" diye sormuştu bir defasında.
Ben de "bilmiyorum" demiştim.
"Kuşlar için ilk kafesi yaptıklarından beri..." demişti.
O günden beri pek konuşamıyorum. Susmayı öğrendim sanki.
Kuşların kanat seslerinden değil de, kuşları vurduğunda silahtan çıkan mermi sesini seven insanlara kızıyordu, tüm şair yanıyla... Kimse gökyüzünü ele geçiremeyecek diyordu. Kelimeleri bir kuşun kanat çırpışını andırıyordu adeta. "Kimse kendini ele geçirmek için uğraş vermiyor" diye kızıyordu daima.
Şairdi ama bazen kızardı. "Sessizlik sesim olsun" dediğini duyanlar olurdu. Sık sık yutkunur, sık sık su içerdi."Hiç kaybetmemiş olanlar kazandıklarını asla anlayamazlar" der, arkasından eklerdi: "İnsan, doğduğunu hiç bir zaman anlayamayacak!"
İnsan, kaybetmemek için yaşadığı müddetçe kazançlarını fark edemezdi.
Bir keresinde ona, "kuşları kazandığımızı nasıl anlayacağız" diye sorduklarında;
"İzleyerek..." diye cevap vermiş ardından yutkunmuş ve devam etmiş; "Ama vurmak için değil"
Ne için izlenmesi gerektiğini söylemeyerek, sözü yarım bırakarak susmuş. Susuş o susuş.
Şairler yarım konuşur, söylemek istedikleri şeyleri sadece böyle anlatmayı bildiklerinden. Yoksa konuşmaya başlasalar, susmazlar.
"Hapishaneler ne zamandan beri var, biliyor musun?" diye sormuştu bir defasında.
Ben de "bilmiyorum" demiştim.
"Kuşlar için ilk kafesi yaptıklarından beri..." demişti.
O günden beri pek konuşamıyorum. Susmayı öğrendim sanki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder