2- İç içe bir kaç kişi olarak yaratılmadığımıza göre kendi kendimize sorular sorup cevabını bulabilecek kadar yetkiniz demektir. Hatta belki de cevapsız dolaşmaktır tüm mesele, kim bilir!
3- Modern zamanlarda zengin de fakir de paraya odaklandığı için zenginin fakirden farkı yoktur. Odaklanmadıklarında da bir fark yoktur.
4- Gençler yaşamı öncelerken yaşlılar ölümden sonrası için çalışırlar. Halbuki bu, bilindiğinin aksine bir "kurtuluş yolu" değildir. Ölümden sonrası için bile politik bir tavır içine giren yaşlılara hatırlatmak gerek...
5- Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun "Karınca" isimli şiirinde bir adamla bir karınca bir binanın 46. katından aşağıya atlarlar. Adam yere düştüğünde karınca henüz 42. kattadır... Demek ki bazı yarışlar tersine!
6- Aristo, “Birisini sevmek, onun iyiliğini istemektir” diyor. İyiliğini istemek demek, "iyilik yapmak" olarak anlaşılmalı. İstemek bir başına yetmiyor çünkü. Arzu, arzulanan şey sebebiyle anlamlı.
7- Batılıların Demir Çağ, Hinduların Kali Yuga(Yıkım Dönemi), Müslümanların Ahir Zaman dedikleri bir zamanda kimler kimleri kurtarabilirdi? Herkesin sona yaklaştığına inandığı bir yaşam için kimler ümitli olabilirdi? Ve en önemlisi de neden olsunlardı?
8- Biz kumdan kaleler yaparken okyanus bize güler.
9- "Artık gerçekleri görebiliyorum" dediğimiz gün aynaya baktığımızda karşımızda kocaman bir hayal kırıklığı görürsek ne yapacağız?
10- Giysilerimizi çıkarmadıkça bizi aslında temsil eden şeyin ne olduğunu asla göremeyiz/bilemeyiz.
11- Herkes Mecnun'un aşkına hayrandır fakat kimse kızını Mecnun gibi birine vermek istemez.
12- İnsanların "başkalarını seyrettikleri gözleri" ile "kendileri için baktıkları gözleri" çok farklıdır.
13- Eskiden tek başına mağarada yaşayan insanlara yalnız denirdi. Şimdi kalabalık şehirlerde herkes kendisini yalnız hissediyor. Köyden şehre gelirken yalnızlığın tanımını da değiştirmişiz.
14- İnsan aşık olduğunu ayrılıkta anlıyor. Bu da böyle bir paradoks.
15- Herhangi bir şeye "sahip" olmak, bizi onun hakikatini anlamaktan yoksun bırakıyor. Herhangi bir şeyden yoksun olmak ise o şeyin hakikatini anlamaya yarıyor. Bu, çok temel bir "karşıtlık ilişkisi"dir. Ve biz bu karşıtlık ilişkisine "sahip"iz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder