4 Mart 2016 Cuma

AARON TİLLEY VE "ADRENALİN"...













Hayat gerilim türünde bir film gibi...

Bir filmde gerilimin hat safhada yaşandığı anlar vardır. İnsan hayatında da bu böyle... Fakat enteresan bir şekilde, özellikle modern insan, hayatının her anını bir gerilim hattında yaşıyor. Bu esasen, yaşadıklarına bir isim koyamamasından ileri gelir.

Hayat iniş çıkışların ama aynı zamanda belirli bir dengenin olduğu kurallara muhtaçtır, fizikteki gibi. İnsan da hayatın bir parçası olarak bu kurallardan olabildiğince istifâde etmek zorunda. Fizik kuralları bu, bir başına hayat kurtarmıyor ama kurtulan hayatlar ancak bu kurallara ihtiyaç duyuyor.

Önümüzde duran dağ gibi engellere küçümseyici gözlerle bakmak kibirli olmak demek değildir.

Yok yere gözümüzde büyüttüğümüz bir çok durumun sonrasında, kendimize; duvarların arkası hakkında tecrübesiz olduğumuzu hatırlatır dururuz. Bunu çok iyi bildiğimiz halde! Göz, aklın görmesine en çok mâni olan organdır. Ama yine de ona güveniriz.

Aaron Tilley'in “Adrenalin” konusunu işlediği çalışmasından sadece bu fotoğrafı seçtim size.

Bardağa en yakın iki tuğlanın duruşları, standardı bozan halleri ve belki yaramazlıkları tüm dengeleri alt üst etmiş görünüyor. O iki tuğlanın direnişi planı engellemiş. İnsan hayatında da böyle. Küçük bir mukâvemet, büyük bir güce dönüşebiliyor.

Küçük bir tuğla gibi hareketsiz durmamız fakat sırandanlığı bozmuş olmamız o kadar önemli ki; duruş şeklimiz fizîken hareketsiz ama içimizdeki güç kuvveden fiile terfî edebiliyor.

Potansiyel güç ancak uygun bir açıda aktif olabiliyor.

İçindeki potansiyelin farkında olanlara “küçük dağlar” büyük görünmüyor.

Bir şeyin nasıl göründüğünü herkes aynı görür, nasıl görünmediği ise çok az insanın ilgi alanına girer. Çünkü çoğumuz aynı bakarız...!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder