Dinsiz bir felsefe yada felsefesiz bir din düşünmek mümkün mü?
Doğu ve batının, neredeyse tüm tecrübeleri bunun olamayacağını söylüyor.
Teolojik felsefenin iman odaklı olduğunu kabul ederken, diğer felsefelerin bunun
dışında olduğunu söylemek mümkün değil.
Çünkü, özellikle batıda İncil'e alternatif olarak Tanrı kaynaklı adaletin yerine hümanist
adalet arayışına girişildiği görülüyor.
En belirgin örnek ateist Sartre’ın (L’Etre et le Néant)'da yaptığıdır.
Aslında seküler filozofların felsefesi -din felsefesinden- yalıtılmış bir düşünce değildir.
Seküler filozoflar, kendilerini, Teolojik felsefeyi reddederken yada ona alternatif ararken
bulmuşlardır.
Öyle yada böyle din, düşüncenin bütününe egemendir. Deist, agnostik ve ateist kim
varsa; ya din akaidini tenkitle yada onu referans alarak ona alternatif aramakla meşguldür.
Bu da bize, vahyin, inanan inanmayan bütün zihinlere şâmil olduğunu ve tesirini yüz yıllardır
devam ettirdiğini göstermektedir.
İslam felsefesinin ekollerinden Kelamcıların yaptığı da vahyin şerh ve anlaşılması çabasıdır
aslında.
Vahyi açıklamak, sözün sahibinin yapabileceği bir iş olduğu için anlama çalışması (şerh)
en azından sözün aslının çarpıtılmaması için bir zaruret halini almıştır.
İslam felsefesi içindeki uzak görüş farkları ise, Vahyin anlaşılması ile vahyin
anlamlandırılması arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.
Bu fark ise, yine anlama çabasından ileri gelmektedir.
Fakat, vahyi anlamlandırmaya çalışmak onu yanlış anlamaktan kaynaklanmaktadır.
Yanlış anlamak da anlamaktır. Ancak istikameti buldurmaz.
Yol tarifini anlayanlar menzile ulaşabilir. Yol tarfini yorumlamak yani vahyi anlamlandırmaya
çalışmak yoldan çıkmaya sebep olur.
Zira, vahiy zaten anlamlıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder