
Son yüzyılda iyilik, haberi yapılacak kadar azalmış bir davranış! Artık onu, zahiri bir eylemin ötesinde düşünemeyecek kadar somutlaştırmışız. Galiba iyilerin nüfusunu da böyle böyle azaltmışız...
Bu çağda önce tüketim toplumları inşa edildi. Sonra kendi kendini tüketen toplumlara dönüşmeye başladı bu canavarlık.
Son iki kişi kalıncaya kadar azalmak, hiç de imkansız görünmüyor. Eğer o kişi de anlaşamazlarsa, insan, insanın son lokması olacak!
...
Fiile dönüşmesi mümkün olan bir iyilik potansiyeli neden harekete geçirilemez? Çünkü, bu davranış (iyilik) sebebiyle bizim payımıza düşecek olan hiç bir şey yoktur. Maalesef insan, payı olduğu yerde hazır ve nazır oluyor. Elleriyle tutup götürebileceği bir pay olmak zorunda onun için. Soyut bir pay neredeyse tahayyül edilemez oldu zira.
Tahayyül de bu çağın insanın oldukça uzak olduğu bir terim. Hem kulaklara yabancı hem düşünceye...
Gelinen noktada ise, kendine iyilik yapmaktan başka kimsenin bildiği bir iyilik türü kalmadı.
O bile güçlükle, az insan tarafından ve bir mecburiyetle yapılıyor!
Kendine iyilik yapan biri için; hem faildir hem mef'uldur ve hem de iyiliğin, kendisinde doğup kendisinde öldüğü kişidir diyebiliriz.
Yani iyiliğin en kısa hali...
Muhakkak ki, bir de uzun hali vardır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder